Web sitemize hoşgeldiniz, 22 Eylül 2019

13.Dunya Lupus Kongresinden

5-8 Nisan tarihleri arasında San Francisco’da 13.Dünya Lupus Kongresi yapıldı. Lupus kongresine, genetik çalışmalar ve tek hücre düzeyinde yapılan genetik/immun sistem(bagisiklik sistemi) ile klinik arasindaki ilişkiyi arastiran calişmalar damgasını vurdu. Son yillarda genetik çalışmalarda oldukca yol alındı. Genetiğe bağlı hastalık risk skoru belirlenmesi yeni tanı almış hastalar acisindan erken dönemde major organ tutulumlarını tahmin etmek ve vakit kaybetmeden tedaviye başlamak için oldukça umut verici görünüyor. Bunun anlami eger yeni tani almis bir lupus hastasi örnegin iskemik kalp hastaligi gelisimi acisindan yuksek bir genetik risk skoru tasiyorsa o hastalar yakindan izlenerek risk azaltici yontemlerle hastanin zarar gormesi önlenebilir. Genetik risk skoru yine oldukca guncel olan “kisiye özel” tedaviyi belirlemede de yardimci olacaktir diye dusunuyorum. Bundan kasit; genel olarak hastalari belli bir hastalik acisindan genel bir yaklasimla tedavi etmek yerine, örnegin hastanin kalp krizi gecirme riski yuksekse kilosunu, tansiyonunu, lipidlerini de kontrol altina alacak yaklasimlari benimsemek olmalidir.

Tedavi açısından yeni bazi biyolojik ilaçlardan da bahsetmek istiyorum. Bunlardan IL12/23 yolunu baskılayan ilaçlar (su an sedef romatizmasi tedavisinde kullaniliyorlar) etkinlik ve yan etki profilinde umit verici duruyor. Interferon alfa reseptor blokerleriyle ilgili nefrit calismasinin sonucunu bekliyoruz. Ozetlersek lupus acisindan calismalar tum hiziyla suruyor. En buyuk hedef ise bu kadar degisken olabilen bir hastaligi genetik, iltihap belirtecleri ve klinik ozelliklere gore dogru siniflandirabilmek. Bu amacla dunyadaki buyuk merkezler isbirligi yaparak ellerindeki bilgileri biraya getirip “big data” (buyuk veri) analizi, deep learning gibi teknikleri kullanmaya basladilar bile…

Sevgiyle kalin,

Prof.Dr.Sule Yavuz

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın