Web sitemize hoşgeldiniz, 12 Kasım 2019

Lupus ve biyobankalar

Lupus ve biyobankaların önemini anlatmaya çalışacagım bu yazıda dünyada bu hastaliklarda gelişmeler nasıl sağlanıyor biraz da ondan bahsetmek istiyorum. Lupus otoimmun hastalıkların -yani bağışıklık sisteminin kendini yabancı algılayıp zarar verdiği- hastalıkların en başta gelenidir. Gecen yıl Avrupa Birliği (EU) sağlık ve ekonomi grubunun planlama toplantılarından biri  “otoimmun hastalıklar ” başlığı altında gerçekleşmiş olup  lupusa da toplantıda özel bir yer ayrıldi.

Son 10 yildir bizim oldukca geriden izledigimiz bilimsel gelişmeler arasında yer alan hasta ve sağlıklı gönüllü bireylerin gen haritalarınin çıkarilmasi konusunda Avrupa ve Amerika da oldukca yol katedildi. Genetik calismalarla beraber çevresel etkenlerin genlerimizde yaptığı değişikliklerin (epigenetik) beraber incelenmesiyle hastaliklara yol acan hatali yol haritalari cikarilmaya baslandi.   Bu araştırmalarda elde edilen sonuçları dunyada 4. sanayi devrimi diye de adlandırılan “büyük veri” (big data) ile analiz edilerek hastalığa yol açan mekanizmalar araştırılıyor. Bu yapılırken sadece lupus hastaları değil, skleroderma, Sjogren ve miyozit hastalarının da kan, idrar, doku örnekleri incelenerek bu iltihabi otoimmun hastaliklarda ki  ortak yollar ve olası tedaviler geliştiriliyor. Bu bilgilere ulasim Avrupa ve Amerika’da hastaların araştırma sürecine aktif olarak katılmaları ile olmakta ve bu sayede dünya çapında bir veri bankası oluşturulabiliyor. Bu veri bankalarında sadece kan değil, doku, idrar örnekleri de saklanabiliyor. Böylece hastalıkların etkilediği tüm bölgeler hakkinda daha geniş bilgi sahibi olunabiliyor. Örneğin bir skleroderma hastasında kanda farklı genler aktifken, ciltte farklı genler etkili olabiliyor. O nedenle tek bir ilaç hastanın tüm sorunlarını çözmeye yetmiyor.  Ya da lupuslu bir hastanın böbrek tutulumu olanıyla kan değerleri bozuk olanlar aynı immunolojik bozukluklara sahip olmadığından bir ilaç böbrek için yararlı olurken kemik iliğini kötü etkileyebiliyor. Türkiye’de maalesef merkezi veri bankalarımız olmadığından hastalıkların çoğunun seyrini kendi hastalarımızda sınırlı şekilde takip edebiliyoruz. Diğer sorun da üniversitelere verilen burslar (grantler); su an çalıştığım üniversitede sadece bir araştırma  için alınan burs miktarı 1 milyon dolar ki Turkiye’de maksimum alınabilecek burs miktarı maalesef kıyas edilemeyecek kadar düşük. Bu da bizim dünyadaki yerimizi ve etkimizi etkiliyor. Genetik çalışmaların büyük kısmı neredeyse tamamlanmış durumda,  sağlıklı insanlardan aynı genleri taşıyan ama hasta olmayanlarda neler farklı onlar araştırılıyor. Deneysel hasta modelleri oluşturuluyor. Umut verici birçok gelişme ve tedavi seçeneği var. Lupusta tip I interferon denen daha cok grip gibi viral hastalıklarda aktif olan sistem lupus gelişmesinde önemli rol oynuyor. Sklerodermada IL-6 dediğimiz bir vücut proteinin bloke edilmesi cilt ve akciğer tutulumunda belirgin fark yaratabiliyor. Bu iki hastalıkta ortak bulunan mekanizmalar araştıtılıyor ki ortak tedavi seçenekleri geliştirilebilsin.  Bu nedenle önümüzdeki günler heyecan verici gelişmelere sahne olacak gibi. Hedefe yönelik tedavilerle hem daha etkili hem de daha güvenli tedavi sağlamayı umuyoruz,

Sağlıkla kalin,

Prof.Dr.Şule Yavuz

Etiketler:

Yorumlar

  1. Yasemincakir turuncluk dedi ki:

    Umarim tedavi cok gec kalmaz biz olmeden yetisir

  2. Nurdan Gençmehmetoğlu dedi ki:

    Sevgili Şule hocam sizinle gurur duyuyorum başarılarınızın devamını diliyorum. Yolunuz açık olsun. Bizlere sunucağınız tün gelişmeleri merakla bekliyorum.💐💐

Bir Cevap Yazın