Web sitemize hoşgeldiniz, 21 Temmuz 2019

Lupus’da yeni tedaviler

Lupus’da yeni tedaviler ve tedavinin hedefleri konusunda son 10 yılda birçok gelişme yaşandı. Maalesef şu ana kadar belimumab dışında Amerikan sağlık ve gıda dairesi (FDA) tarafından henüz onaylanan bir ilaç olmadı. Son 2-3 yıldır lupusla uğraşan hekimlerce, yoğun olarak  (teorik olarak işe yaraması gereken)  birçok ilacın klinik çalışmalarda niye yeterince başarılı bulunmadığını tartışılıyor.

Lupus oldukça farklı klinik ve laboratuar bulgulara sahip yani heterojen bir hastalıktır. Bu da şu demek; bir grup hasta sadece çok da büyük sorun oluşturmayan cilt problemleri, eklem ağrıları ile izlenirken bir grup hasta çok ağır bulgular olan böbrek tutulumu ya da beyin tutulumu ile boğuşabilir. Bir grup hasta çok hafif bulgularla başlayıp (önneğin eklem ağrıları, döküntüler,saç dökülmesi gibi) hayatının belli dönemlerinde çok ağır organ tutulumlu ataklar yaşarken bazı hastalar çok ağır bulgularla hastalıkla tanışıp daha sonra kısmen hafif problemler ya da remisyon dediğimiz iyilik haliyle gidebilir. Yine bir grup hasta da klinik bulgu bariz değilken laboratuar aktivite dediğimiz kan değerlerinde ve bazı lupus göstergelerinde bozukluklar uzun yıllar devam edebilir. İşte lupus hastalığında yeni ilaçları denerken bu kadar değişken hastalardan oluşan bir grubun tedaviye olan yanıtlarını çok sıkı kontrol kriterleri ile değerlendirip standart bir yanıt bekliyoruz. Bu temel başarısızlık nedenlerinden biridir. Halbuki birçok hastalıkda olduğu gibi lupusun tedavisinde de  kişiye özel farklılıklar olmalıdır.

Sorunların önemli olanlarından biri de  bazal tedavinin (back ground therapy) varlığıdır. Yeni ilaçlar için yapılan çalışmalarda yer alan hastaların çoğunun daha önce kortizon ve immunsupresif ilaçlarla tedavi edilmiş olmaları yeni ilaçların etkisini azmış gibi gösteriyor ya da FDA’in klinik çalışmalarda başarı diye tanımladığı kriterleri yeterince doldurmaya yetmiyor. Önemli sorunlardan biri de yan etkiler. Çok uluslu ilaç çalışmalarında özellikle artmış enfeksiyon varlığı ilaçların piyasadan çekilmesine neden oluyor. Burada bazı araştırıcılar özellikle doğu toplumlarında ki hijyen sorunlarının bu sonuca yol açtığını öne sürerek öncelikle çalışmaların belli standartlara uyan merkezlerce yapılmasını öneriyor.

Özetle, ilaç sanayisinde son 10 yıldır birçok molekül geliştirilerek tedavi  çalışmalarında değerlendirldi ancak yukarıda bir kaçını saydığım nedenlerle büyük çoğunluğu başarısız oldu. Hala yürümekte olan umut bağladığımız tedavi seçenekleri mevcut ama bu süreç içinde elimizdeki tedavileri en etkin ve güvenli şekilde kullanmaya devam etmeliyiz. Onaylanan ilaçlardan belimumab (benlysta) bir subgrupta (C3 düşük ve dsDNA yüksek) daha etkin görünüyor. Bunun dışında Anifrolumab şu an faz 3 çalışması süren bir ilaç olup daha orta-ağır lupus nefritli hastalarda kullanılıyor. Mayıs 2018’de bitmesi beklenen çalışmanın sonuçları iyi olursa onay ve piyasaya sunum sürecinin 2020’de olması umuluyor.

 

Prof. Dr.Şule Yavuz

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın